Saçı Ne Sıklıkta Yıkamak Gerekir? Sağlıklı Saçlar İçin İdeal Yıkama Rehberi
Günümüzde pek çok kişi sık yağlanan saç dipleri ve kuru saç uçları ikileminde ve saçlarını ne sıklıkta yıkaması gerektiği konusunda kararsız. Kimimiz her gün yıkamadan temiz hissetmiyoruz, kimimiz ise saçlarının daha da kurumasından korkup daha seyrek yıkamayı tercih ediyor. Saç yıkama ihtiyacını belirleyen pek çok faktör var. Kullandığınız ürünlerin içeriğine, saç tipinize, yaşam tarzınıza ve yaşınıza bağlı olarak değişen ihtiyaçlar olabilir. Bu yazıda saç yıkama sıklığını belirleyen faktörleri ele alıp saçlarımızın gerçek ihtiyacı nedir konusunu irdelemeye çalıştık.

Yağlanma Her Zaman Kötü Bir Şey Değildir
Saç derimiz, saç tellerimizi korumak ve nemli tutmak için sebum adı verilen doğal bir yağ üretir. Bu yağı tamamen yok etmek saçın savunmasız kalmasına, çok fazla birikmesine izin vermek ise gözeneklerin tıkanmasına ve kaşıntıya neden olur. Yani saçlı derinizin ürettiği sebum (yağ) aslında kötü bir şey değildir, aksine sağlıklı bir sebum üretimi, sağlıklı saçların ve parlak saç tellerinin anahtarıdır.
Yaşımızın Saç Yıkama Sıklığımızla Ne İlgisi Var?
Yağlanma her zaman kötü bir şey değildir dedik. Ama "kirli" saç olarak adlandırdığımız şeyin genelde ilk sorumlusu da bu fazla yağlanmadır çünkü yağlı bir saç sönük, yapışık ve cansız görünür. Ne kadar yağ ürettiğimiz ise yaşınıza, cinsiyetinize, genetik ve çevresel faktörlere göre değişir.
Çocuklar ve yaşlı yetişkinler, ergenler ve 20-30'lu yaşlardaki genç yetişkinler kadar sebum üretmezler. Yani gençken yağlı bir saç deriniz varken, yaşlandıkça bu durum tersine de dönebilir.

Saç Tipine Göre İdeal Yıkama Sıklığı
Düz ve ince telli saçlar, kıvırcık veya dalgalı saçlara göre daha sık yıkanma ihtiyacı duyabilir. Bunun nedeni düz ve ince telli saçların saçlı deri tarafından üretilen sebumu daha hızlı ve kolay kendine çekmesidir. Bu da zaten hacimsiz olan saçları daha da ağırlaştırır ve sönükleştirir.
Kalın telli, dalgalı veya kıvırcık saçlar ise sebum saç tellerini kolayca kaplayamadığı için kuru olma eğilimindedir. Tüm kıvırcık saçlıların bildiği gibi canlı bukleler nem gerektirir, bu nemi en doğal şekilde sağlayan şey ise cildin kendi ürettiği sebumdur. Dolayısıyla sebum üretimini daha seyrek sekteye uğratmak (daha seyrek yıkamak) en doğru tercihtir.

Saç Yıkama İhtiyacı Doğuran Diğer Dış Faktörler
Diğer tüm nedenlerden bağımsız olarak saçınızı yıkama ihtiyacı yaratan dış faktörler de var tabii ki. Bunların başında da terlemek gelir: Bolca terlediğiniz bir fiziksel aktivite sonrasında saçlarınızın sönükleşmesi hepimizin yaşadığı bir sorundur. Çünkü ter, saçlı derinizin ürettiği sebumu yayar ve saçınızın kirli görünmesine neden olur. Uzun süre şapka veya kask takmak da aynı etkiyi yaratır. Ayrıca uzun açık hava aktiviteleri, temizlik yapmak ya da bahçe işleriyle uğraşmak da kirin, tozun ve polenin saçlarınızda birikmesine neden olabilir. Bu tip dışsal faktörler normal rutininiz dışında saçınızı yıkama ihtiyacı doğurabilir.
Saç Bakım Ürünleriniz Saç Yıkama Sıklığınızı Nasıl Belirliyor?
Şampuanlar saçlı derimizin ürettiği fazla sebumu temizlemek için icat edildi ama günümüzde pek çok şampuan markası döngüsel bir ihtiyaç yaratmak ve böylece tüketimi artırmak için üretiliyor. Peki bu döngüsel ihtiyaç yaratma ile ne kastediyoruz?
Şampuanların saçımızı temizleyen içeriklerine sürfaktan (yüzey aktif madde, deterjan molekülü) denir ve elektrik yüküne göre anyonik, katyonik, amfoterik veya non-iyonik olarak sınıflandırılan dört farklı sürfaktan grubu vardır.

Piyasada en yaygın kullanılan sürfaktanlar anyonik gruba ait olan Lauril Sülfat, Amonyum Lauril Eter sülfat ve Amonyum Lauril Sülfat’tır. Bu grup sürfaktanlar saç ve saç derisinden kiri ve sebumu çok güçlü bir şekilde uzaklaştırır ama durulama sonrasında saçın net negatif yükünü artırarak saçı ve saçlı deriyi kurutur. Cildimiz kendini koruyabilmek için bu kuruluğa daha çok sebum üreterek cevap verir. Ve yıkandıktan sonra gıcır gıcır olan saçlı derimiz bir gün içinde tekrar yağlanırken saç tellerimiz kuru kalmaya devam eder.
Besleyici ve koruyucu sebumdan mahrum kalan saç ve saçlı deri yan sorunlara yol açar: Saç diplerinde kaşıntı, kepek, egzama; cansız, kırılgan, şekil almayan ve dökülen saçlar. Piyasa ise bu ihtiyaçlara doğal sebumun kötü bir taklidi olan petrol türevi silikonlarla cevap verir. Piyasadaki pek çok saç kremi, maskesi ve ikisi bir arada şampuanda saça geçici bir yumuşaklık vermek için bu silikon türevleri (içerik listelerinde genellikle dimethicone, cyclomethicone, amodimethicone gibi “cone” ile biten son eklerle görebilirsiniz) kullanılır. Ancak silikon ile, görevi saçı dış etkenlere karşı korumak ve nemi hapsetmek olan doğal sebum arasında çok temel bir fark vardır: Biyolojik uyumluluk.
Vücudumuzun ürettiği doğal yağ olan sebumla saçlar nefes alır. Sebum saç teli tarafından fazlaca emildiğinde de nazik bir temizleyiciyle kolayca arınır.
Saç tellerini yapay bir şekilde kaplayan silikon ise saçın etrafında sentetik, su geçirmez bir kılıf oluşturur. Saç anında yumuşak ve parlak görünür ama bu "sahte" bir sağlıktır. Silikonların zararları genellikle birikerek ortaya çıkar ve saçı içten içe kurutan bir süreci başlatır: Silikon saç telini tamamen kapladığında, sadece nemin dışarı çıkmasını engellemekle kalmaz, dışarıdan içeri nem girişini de bloke eder. Zamanla saç telinin özü susuz kalır. Siz saçınızın yumuşak olduğunu sanırken, o plastik tabakanın altında saçınız aslında kurumaya ve kırılganlaşmaya başlar.
Özellikle saç derisine temas eden kremler ve "2'si 1 arada" şampuanlardaki silikonlar, kafa derisindeki gözenekleri tıkayabilir. Deri nefes alamadığında da irritasyon oluşur. Foliküllerin tıkanması, saç köklerinin zayıflamasına ve uzun vadede dökülmelere zemin hazırlar.
Kısır döngüyü yaratansa silikonların suya dayanıklı olmasıdır. Ayrıca silikonlar ağırdır. Saç telleri üzerinde biriktikçe saçı aşağı çeker, hacmini yok eder ve saçın daha çabuk kirli görünmesine neden olur. Saçtaki silikon birikimini temizlemek için ise genellikle çok sert sürfaktanlar (Sülfatlar/SLS) kullanmanız gerekir. Ama bu sert şampuanlar silikonu sökerken saçın kendi doğal yağını (sebum) da yok eder ve böylece sonsuz bir döngü başlamış olur. Kuruyan saçı yumuşatmak için tekrar silikonlu krem sürersiniz, probleminiz siz fark etmeden daha da büyür. Saç deriniz sürekli bir savaş alanına döner, doğal dengesini asla bulamaz.
Peki Daha Sağlıklı Saçlar için Ne Yapabiliriz?
Genetik, biyolojik ve bazı dışsal faktörler için çok yapabileceğimiz bir şey olmasa da saç bakım alışkanlıklarımızı değiştirerek gerçek bir fark yaratmak mümkün. Sert sürfaktanlar (sülfatlar), silikon türevleri ve 200’den fazla ağır kimyasal bileşen içerebilen sentetik parfümlü ürünlerden kaçınmak saçlarınız için yapabileceğiniz en iyi seçim.

RHANEVA Yaklaşımı: Nazik Temizlik, Gerçek Bakım
Rhaneva saç bakım ürünlerinde bebek ürünlerinde tercih edilen ve en nazik bakımı sunan non-iyonik bitkisel temizleyicileri tercih ediyoruz. Silikonlar yerine saçların nefes almasını ve beslenmesini sağlayan, saçın biyolojik yapısıyla uyumlu bitkisel yağlar ve değerli esterler kullanıyoruz.
Tüketimi artırmak için sonsuz seçenek yerine, saç derisini tahriş etmeden temizleyen, saçın doğal dengesini yeniden kurarak saçlı derideki kuruluk, kaşıntı, döküntü gibi sorunları düzelten; düzenli kullanımda saçı doğal parlaklığına kavuştururken saç tellerini güçlendiren, dökülmeleri azaltan sade ama etkili formüller yaratıyoruz.
Siz de bu döngüyü kırmaya var mısınız? Saç bakım ürünlerimizi incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.